Yıldızların Dansı: Ligeti ve Kubrick

Sinemanın obsesif ve narsist çocuğu, kameranın cambazı Stanley Kubrick ...Sinemaya yeni bir boyut kazandıran filmlerinin içinde kaybolur insan, küçücük ekranlardan kocaman bir dünyaya sürükler. Bazen bu büyüklük, ürpertici dahi olabilir. Mükemmel bir şekilde, en ince ayrıntısına kadar tasarlanmıştır bu filmler. Kubrick, bu ayrıntıları filmlerine, adeta bir sfumato ustalığı ile işlemiştir. Fikirler, birbiri içinde erir lakin izleyene bütün berraklığı ile ulaşır. Sinemanın dâhi çocuğu, fantezi dünyasında gezinirken, bir başka dâhi çocuğa rastlar; yenilikçi ve meraklı György Ligeti... Ligeti, hayatı boyunca 20. yüzyılın kaotik dünyasında tutunmaya çalışmış , toplama kampından kurtulmuş, Macar Devrim'i zamanında toprağından ayrılmak zorunda kalarak Viyana'ya yerleşmiş ve kendini müziğe adamış bir sanatçı... Kubrick ile tanışması ( tanışması dediysem bakmayın, bu ikili yüz yüze hiç gelmemiş ) şans eseri ve biraz da hadiseli olmuş.


Ligeti Requiem el yazması


Amerika'dan gelen mektup


1968 yılında Amerika, Kubrick' in yeni bebeğinin emeklemesine şahit oluyordu. Aynı zamanda Soğuk Savaş ile beraber gelen, Amerika ve Sovyetler arasındaki Uzay Rekabeti her geçen gün daha da kızışıyordu. Apollo 11 ve mürettebatı henüz Ay'a adım basmamışlardı. Fakat çok yakın bir zamanda (1969 Neil Armstrong ve Ay'a ayak basan ilk insan oldu) ) devletlerin bilimi alet ettiği bu güç gösterisi meyvelerini verecekti. İşte böyle bir dönemde, 2001: A Space Odyssey (2001:Uzay Yolu Macerası) sinema dünyasına güneş gibi doğmuştu. Bu güneşi yakıcı bulanlar ve sevmeyenler de olmuştu tabii... Dönemin meşhur film eleştirmenlerinden Pauline Kael film için,"sanat ile maskelenmiş bir çöp ve anıtsal olarak hayal gücünden yoksun"diyerek epey ağır bir şekilde eleştirmişti. Böyle birçok eleştiri alan film, yıllar sonra sinema tarihinin mihenk taşlarından biri olacaktı. Kubrick'in kurgusu, sekansların ahengi ve adeta sahnelerle beraber eriyen müzikler... Kubrick, filminde Ligeti 'den dört eser kullanmıştı ; "Lux Aeterna","Requiem" ,elektronik versiyonu ile "Aventures" ve "Atmosphères" (eserlerin üzerlerine tıklarsanız siz de bu güzelliklerle tanışabilirsiniz )

Filmlerinin yapım aşamasında takıntılı derecede mükemmeliyetçi olan Kubrick, bu sefer bir şeyi unutmuştu; müzikleri, Ligeti'nin izni olmadan kullanmıştı. Esasında filmin müzikleri için Alex North isimli bir besteci görevlendirilmişti. Ancak Kubrick müzikleri beğenmeyince farklı bir arayışa girdi. Arkasındaki Amerikan film endüstrisinin verdiği güçle olsa gerek, daha sonradan Ligeti'nin, kendisi sayesinde meşhur olduğu bahanesine sığınmıştı. Gerçekten de filmin gösteriminden sonra, Ligeti 'nin eserleri BBC 'de çalınmış ve büyük ilgi görmüştü. Ligeti ise o sıralar her şeyden habersiz, Viyana'da çalışmaktaydı. Bir gün Amerikalı bir arkadaşından ansızın tebrik mektubu aldığında epey şaşırmış ve kafası karışmıştı. Mektupta, bu yeni filmde Ligeti'nin müziklerini duyduğunu ve çok mutlu olup tebrik ettiğini yazmıştı arkadaşı. İşte böylece Ligeti, Kubrick ile tanışmış oldu. İlk izlenim için pek iyi olduğu söylenemez değil mi? Daha sonradan sarf ettiği sözler bunu doğrular nitelikte ; " Sanatına hayranım, lakin bencilliğine ve insanlara saygısızlığına değil ". Yani, yiğidi öldür, hakkını yeme demiş ...



Stanley Kubrick


György Ligeti


Atmospheres ; Yıldızlara Açılan Kapı



Film başlar başlamaz, Ligeti'nin "Atmospheres"i tam üç dakika boyunca karanlıkta yankılanır. Bu hiçlik, film için manidar bir prelüd niteliği taşır adeta... Kubrick, henüz maddenin olmadığı, tahayyül bile edemeyeceğimiz bu karanlığı "Atmospheres " ile anlatır. Zamanında eseri radyodan dinleyen kulaklar, elektronik bir müzik dinlediklerini düşünür. Oysa ki eser, büyük bir orkestra için yazılmıştır. Ligeti, belirli aralıktaki tüm mevcut kromatik perdelerin birlikte seslendirildiği sürekli ton kümelerinin, kişinin kesin perde duygusunu azalttığını, ardında saf bir tını ve kayıt izlenimi bıraktığını keşfeder. Eser, pianissimo başlar. Dört buçuk oktav boyunca dağıtılmış kromatik bir nota kümesini tutan nefesli çalgılar ve yaylılar... Bir akorda birleşmekten ziyade, bu küme daha çok karanlık bir renk havuzuna benzer. Mikropolifoni ,dar bir aralık boyunca adım adım kayan yaylılardan oluşan yeni bir sese dönüşür. Ligeti, dinleyenin eser içinde kendini ve zaman algısını kaybetmesini ister. Kubrick de kendini kaybetmiş olacak ki, filmin daha ilk bölümüne çarpıcı bir şekilde yerleştirir eseri.


2001: Uzay Yolu Macerası , Yıldız Geçidi sekansı (izle)


Ufak bir özür ve sonraki birliktelikler


Kubrick, Ligeti 'yi buldu mu bir daha bırakmaz. Gönlünü almış olacak ki, diğer iki filminde de

(bu sefer iznini alarak tabii) bu ikilinin danslarını izleriz. The Shining (Cinnet) filminde Ligeti, "Lontano"adlı eseri ile selamlar bizleri. İtalyanca,"uzak" anlamına gelen kelimenin hayat bulduğu bu eser, daha sonradan Martin Scorsese 'nin The Shutter Island (Zindan Adası) filminde yeniden karşımıza çıkar. Mikro-polifoninin örneklerinden olan bu eserde, polifoni(çok seslilik) kendi içinde neredeyse algılanamaz, ancak armonik etkisi içsel müzikal eylemi temsil eder: Eserdeki çok sesliliktir, fakat duyulan ahenktir.


György Ligeti



Uyumsuzluğun Uyumu ; Nedir bu Disonansın Hikmeti ?


Kubrick , son filmi Eyes Wide Shut ( Gözler Tamamen Kapalı ) için Ligeti 'yi son kez dansa kaldırır. "Musica Ricercata " isimli, on bir parçadan oluşan setin ikinci parçasını, (Mesto, rigido e cerimoniale) yönetmenimiz yine ustalıkla kullanır. Eserin ana teması, mi diyez ve fa diyez (yarım perde) arasındaki hüzünlü bir değişimdir. Bu tema, piyanonun her iki ucunda hem solo (yani tek bir oktavda) hem de sessiz (una corda) oktavlarda duyulur. Bu ikili sürekli bir şekilde tekrar ederken, bir sürpriz olur ve bir anda yeniden yarım perde sonra gelen sol notası gelir. Eser, yalnızca üç nota ile büyük bir gerilim yaratır. Kubrick yine yapar yapacağını, ve sahne bu eserle kendini bulur.


Stanley Kubrick ve Tom Cruise ( Bill ) Eyes Wide Shut çekiminde



1968'den 1999 'da Kubrick 'in vefatına değin, ikilinin ilişkisi, sanat tarihine nadide bir dokunuş yapmıştır. Kuşkusuz, bu ikilinin ahengi, evrenin namütenahi dehlizlerinde dans etmeye devam edecek...




Dave, ne olduğunu tam olarak söyleyemem fakat onda garip bir şeyler hissediyorum .

Bu tuhaf modern müziği dinlemeye devam ediyor

( Dr. Frank ve Dr. Dave , Hal 9000 yapay zeka hakkında konuşuyorlar )




Kitap ve belgesel önerileri ;


Steinitz,Richard: György Ligeti: Music of the Imagination (kitap)

Fenwick, James: Stanley Kubrick Produces (kitap)

Taschen: The Stanley Kubrick Archives (kitap)


Stanley Kubrick’s Boxes (belgesel) https://vimeo.com/322890808

Stanley Kubrick A Life in Pictures (belgesel) https://www.youtube.com/watch?v=ApEh9Sm4BR0

György Ligeti - Portrait (belgesel) https://www.youtube.com/watch?v=4AhKWofVV0E&t=56s



100 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör