top of page

Vahiy olarak Şiddet: Park Chan-wook



Kanlı bir filozof ve acımasız bir hümanist... Olumsuz duyguların nedenlerini değil, zararlı etkilerini inceleyen bir psikolog; kötücül şiddet eylemlerini güzel resimlere dönüştüren bir vizyoner... Chan-wook, sonsuz karanlıkta dahi umut bulabilir.




1954'te, Fransız film yapımcısı ve eleştirmeni François Truffaut, "auteur" fikrini ortaya atarak filme sanatsal bir statü verme olasılığını sunar. Bu, o dönemde çoğunlukla Hollywood ve Avrupa'dan birçok film yapımcısına ışık tutar. Bu güne kadar terim, eleştirmenler arasında hâlâ geniş ölçüde tartışmalıdır ve film yapımcılarının her birinin ayırt edilebilecek benzersiz bir imza stiline sahip olup olamayacağı tartışmanın merkezi olmaya devam eder. Auteur esintileri Uzak Doğu'ya ulaştığında, yerini tutkulu bir fırtınaya bırakır ve biz, tenimizi yakan yağmurda Park Chan-wook ile tanışırız...



Hikayesi gösterişsiz bir açılış yapar. Lisedeyken sanat eleştirmeni olmayı hayal eder. Hitchcock'un "Vertigo" (1958) filmini gördüğünde, sinematik bir şok yaşar; genç aklı ve kalbi onu sonsuza dek sinema dünyasına zincirler.Film endüstrisinde ek iş yaparak ilk çalışması için para biriktirmeye başlar; reklamlara yardım eder, yabancı filmlerin tercümesini yapar ve set asistanı olarak çalışır. Ardından beş yıl boyunca yaratıcı düşüncelere dalar.


1992'de, "The Moon Is... The Sun's Dream" (Ay.... Güneş'in Rüyası) adında, olağanüstü bir çalışma ile, tarz olarak tamamen farklı ve içerik olarak kendisinden son derece uzak bir giriş yapar sinemaya. Filmde, Wong Kar-wai'nin "As Tears Go By" ( Gözyaşları Aktıkça- 1988) etkileri anında fark edilir. Konu, klasik bir suç draması olmasına rağmen melodramları anımsatır. Park, ilk çalışmasında şiddet ve adalet temalarına ilgi göstererek, karakterlerin suçlu yaşamlarından bir kesit gösterir. Genç yönetmen hayatın önceliklerini, aşk, savurganlık ve görev duygusu etrafında yaşatan bir drama yaratır. Park'ın henüz olgunlaşmamışlığının temel işareti karakterlerdir; "Ay ... Güneşin Rüyası" yüzeyde yürümeyi tercih eder. Şiirselliğini sıradan ayrıntılarda yakalar. Yönetmenin kendini bulmak için sessizce çıktığı bu yol arayışı, kısa zamanda beraberinde şiddetli bir fırtına getirecektir.


The Moon Is... the Sun's Dream -1992




Oldboy ( İhtiyar Delikanlı )



Siyah takım elbiseli, saçları dağınık ve elinde çekiç olan kızgın bir adam fenomeni, sinemanın sınırlarını çoktan terk edip, insan umutsuzluğunun ve intikam susuzluğunun bir tür kişileştirilmesi haline gelir. İntikam Üçlemesinin ( Haklı İntikam -2002. İhtiyar Delikanlı-2003, İntikam Meleği-2005) ikinci filmi Oldboy, ( İhtiyar Delikanlı ) her şeyden önce cesur natüralizmi, açık sembolizmi ve finale kadar aldatıcı olan iki ucu keskin hikayesiyle ünlüdür. Kahraman bize, bağımlılığı içerisinde, kızını derinden seven ve ona değer veren zararsız, sarhoş bir baba olarak sunulur. Hikaye bizleri kafa karıştırıcı bir soruya yönlendirir; İntikam mı yoksa gerçek mi, hangisi daha önemlidir? .


"İhtiyar Delikanlı", içini yiyip bitiren öfke ve kırgınlıkla ilgili bir hikaye... Böyle bir konu hakkında bundan daha güzel, daha incelikli, daha heybetli bir hikâye yaratılamaz. Duyguların zihni ve arkaik içgüdüleri kontrol altına aldığı, ortalığı kasıp kavurduğu ve kıyıma yol açtığı distopik bir dünya... Çılgınlık ve saplantıyı yargılamadan, mahrem konularda dürüstçe konuşan muazzam bir görsel-işitsel senfoni....


Oldboy-2003



Filmde, akılcılık ve sağlam adalet ipuçları aramak fuzulidir. Bu arayışa çıkan bir izleyen, bazılarının uygunsuz bulabileceği hipertrofik mantık ve bariz aşırılık bulur. Bu resimle Park, Kore dehası film yapımcılığının en güçlü, en samimi ve saf duygusu olan nefrete yol açan incelikli psikolojik süreçlerle ilgilendiğini kanıtlar.


Yönetmen, nefret aracılığıyla acı ve travma üzerine düşünür. Filmleri umuttan yoksundur; karakterler unutmak için nefrete ve intikama teslim olur. Chan-wook, "İhtiyar Delikanlı"da suçluyu aramaz, sadece misilleme için can atar. Filmdeki her hareket, kan dökülmesine ve ahlaki işkenceye yol açarak, filmi izleyici için, çatışmadan nasıl taviz verileceğini veya basitleştirileceğini bilmeyen, son derece kişisel, neredeyse samimi bir resim gibi hissettirir.


Oldboy-2003



The Handmaiden (Hizmetçi)


"Hizmetçi" oturduğum yerde nabzımı hızlandıran ve etkisinden kolay çıkamadığım bir film.. Hikaye, erotik kült, aile despotizmi ve karmaşık entrikaların gerçekleştiği bir evin aile kapısını aralar. Sanatsal tasarımındaki mihenk taşı, yeni bir erotizm teması ve içeride devam eden tutkulardır. Film, estetik ve ruhsuz bir şehvetin arasındaki şaşırtıcı karşıtlığı ortaya koyar. Aşkın ve tutkunun gücü, karakterleri harekete geçmeye, yalan söylemeye ve entrikalar kurmaya iter: böylece sonunda karşılıklı duyguların yeşerdiği aşk galip gelir.


Yönetmen kalbinin derinliklerinde bir yerlerde nihayet karakterleri serbest bırakacak gücü bulur. Kandan, cinayetlerden ve diğer zulümlerden hiçbir zaman uzak durmayan yazarın standartlarına göre anlatılan hikaye çocukça ve masum görünür; ahlaki açıdan çürüyen bir toplumdan kaçan iki masum ve sevgi dolu kalbin, iyimser bir hikayesini anlatmaya cesaret eder.



The Handmaiden - 2016



Park Chan-wook, virtüöz bir yönetmen, mükemmel bir vizyoner. Hiçbir şeyden korkmayan, utanmayan cesur bir filozof... Fantezi dünyası ile insanları defalarca sarsan ve nihayetinde tüyler ürpertici bir hazza ulaşmalarını sağlayan bir sanatçı... Park, insan ırkının güzelliğine ve tüm ihtişamıyla doğamızın dualizmine hayranlık duyarak onları yüceltir. Bilincin derinliklerine inen çirkin ve korkutucu görüntülerin, "gerçek Biz'in" karanlığında çürüyen yansımalarını ortaya çıkarır; uygar parçamızın serbest kalmasını ve zincirlerini salmasını bekler...






Her karanlık , kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde barındırır.

İhtiyar Delikanlı

21 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page