Sembolizmin büyüsü

Fantezilerini neler renklendirir, şekillendirir? Kuşların şarkısını, denizin dalgalarını, sevdiğinin sesini mi duyuyorsun? Rüyalar, görüntüleri, bilinç dışının imgelerini, veya bir hikayenin bağlantısız parçalarını içerir. Rüyaların, bastırılmış bir arzunun yerine getirilmesini veya tanınmayan bazı korkuların somutlaşmasını temsil ettiği söylendiği için, bunlar benzetmelerden, mecazlardan, ipuçlarından ve imalardan oluşur. Rüyalarımızın atmosferi, alegorilere, fantezilere ve soyut kompozisyonlara , tuval üzerinde görsel bir gerçeklik kazandırmak için zengin materyaller sunar.


Köklerini edebiyatta, özellikle şiirde, Mallarmé ve Verlaine ile bulan sembolizm, diğer sanat "izmlerine" karşı sadece bir tepki değil, aynı zamanda erotik ve mistik unsurlarla tatlandırılmış, mitolojik ve dini konuları tercih eden bir üslubun devamıdır. Efsanevi karakterler, tanrılar, hayvanlar ve manzaralar özellikle de kadınlar sembolist resimlerin konusudur. Sanatçılar, insan, tanrısallık, aşk, günah, hastalık ve ölüm arasındaki ilişki gibi büyük önem taşıyan temaları cesurca ele alırlar.

Jüpiter ve Semele -Gustave Moreau, 1895



Gustave Moreau'nun "Jüpiter ve Semele'"sinde, tahtta oturan, dünyanın genç ama güçlü hükümdarı Jüpiter, bizlere doğrudan bakar. Küçük ve solgun bir insan figürü, kurbanı Semele, üstündedir. Jüpiter'in yıldırımları tarafından yakılır. Jüpiter ile bir önceki karşılaşmanın ardından Semele hamiledir. O ölmek üzereyken, Jüpiter alışılmadık bir sezaryen yapar ve cenini kendi uyluğuna yerleştirir. Resim, sembollerle doludur: güç, yaşam, ölüm, büyü, şimdi ve gelecek, çeşitli figürler ve tanrıların başları, ay, kuşlar ve bitki örtüsü...



Femme fatale


Oidipus ve Sphynx- Gustave Moreau, 1864

Oidipus, Sphynx'in bilmecesine doğru cevap vererek Thebans'ın özgürlüğünü kazandığında, o (sfenks dişidir) denize atlayarak kendini öldürür. Sfenks’in bir aslan gövdesi, bir şahinin kanatları ve insan kafası ve göğüsleri vardır. Buluşma, diyalog içinde olan ancak birbirinden kibar ve güvenli bir mesafede duran iki karakterle temsil edilir. Gustave Moreau'nun resminde, Sfenks, Oidipus‘a tırmanır. Birbirlerinin gözlerinin içine bakarlar. Yarı kadın ve yarı vahşi hayvan olan Sfenks, arzu ve tehlikenin canlandırıcı bir karışımı olan femme fatale'in vücut bulmuş halidir.


Merlin'in Baştan Çıkarılması-Edward Burne-Jones,1877


Bir büyücü ve bir peygamber olan Merlin'in ayrıca güzel kadınlara zaafı vardır. Özellikle çıraklarından biri olan Gölün Leydisi Nimue'ye aşıktır. Nimue (Ninnian veya Vivienne olarak da bilinir) onu baştan çıkarır, tüm sırlarını öğrenir ve onu canlı canlı bir kayanın altına gömer.


Edward Burne-Jones'un "Merlin'in Baştan Çıkarılması" adlı tablosuna baktığımızda, Merlin'in öğrencisinin entrikasıyla ilgili kehanet bilgisine sahip olup olmadığını merak ederiz; Ona öğrettiği büyüyü kullanmasına bilerek mi izin vermişti? Resim, büyücüyü eziyet edene tapan bir şekilde bakan, yenilmiş bir pozda gösteriyor. Kıvrımlarını ortaya çıkarmak için tasarlanmış şeffaf bir elbise giyen, çok uzun boylu Gölün Leydisinin, saçında yılanlar var ve açık bir büyü kitabı tutuyor.


Tarihteki ilk "femme fatale", Lilith, Adem'ın ilk karısıdır. Havva'dan farklı olarak, Adem ile aynı topraktan yaratılmıştır. Kocasına boyun eğmeyi reddederek, Adem'i ve Cennet Bahçesi'ni terk eder, böylece güçlü ve bağımsız bir kadın olarak erken feminist ikonlar arasındaki yerini alır.


Adem'in ilk karısı, ona dikkat et

Güzelliğinin tek övünç kaynağı tehlikeli saçları.

Lilith genç erkeklere sıkıca sarıldığında

Onları tekrar bırakmaz.


(Goethe Faust: Trajedinin İlk Bölümü



Leydi Lilith -Dante Gabriel Rossetti,1868


Viktorya döneminde, güzellik ve şehvet, suçluluk olarak tercüme edilir. Dönemin toplumu, kadınların özgürlüğüne ve arzusuna sıcak bakmaz. Dante Gabriel Rossetti'nin Leydi Lilith'i, Goethe'nin baştan çıkarıcısıdır. Beyaz ve pembe çiçeklerle çevrili bir yatak odasında , bir ayna tutarken, dalgalanan alev saçlarını hantalca fırçalarken tasvir edilmiştir. Beyaz elbise, dökülerek yarı saydam bir omuz ve zarif uzun bir boyun ortaya çıkarır.


Shalott Leydisi-John William Waterhouse,1888

Viktorya toplumu, kadınların özgürlüğüne ve arzusuna sıcak bakmaz; özgürlüğün cezası ağırdır. Shalott'un üzgün leydisi dünyaya sadece bir aynadan bakar, gerçeklik bilgisi sınırlıdır. Cesur leydi, zincirlerini kırmaya, kalbini ve şövalyesini takip etmeye cesaret eder. Boğulmadan önce, bir Rönesans manzarasında güzel, narin ve kararlı görünür.


Persephone- Dante Gabriel Rossetti,1882


Persephone, yeraltı dünyasının kralı Hades tarafından, eşi olması için kaçırılır. Annesi, bereket tanrıçası Demeter, kızının yası ile toprağı verimli kılmayı reddeder, böylece açlık hüküm sürmeye başlar. İnsanların çektiği acılara üzülen tanrılar Demeter'e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. Zeus'un yardımıyla kızını yeraltı dünyasından çıkarmak ister. Ancak Yeraltı Dünyası'nda bir şey yiyenler, yeraltı dünyasından ayrılamazlar. Yediği dört nar tanesi yüzünden Persophone dokuz ayın yer altında, üç ayını ise dünyada geçirmeye mahkûm edilmiştir. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter, toprağı çiçeklerle kaplar; ilkbahar olur...


Rossetti'nin "Persophone" tablosu, sevgilisi Jane Morris'in (resmin modeli) elinde tutsaklık ve evliliğin sembolü olan bir narı tasvir eder. Persophone gibi Jane de sevgisiz bir evliliğe zincirlenmiştir. Soğuk evinin karanlık koridorunda, dünyadan sadece bir ışık kırıntısı vardır. Tabloya, yeşil elbisenin lüks kıvrımları hakimdir, Jane'in zarif elleri ve sırtı tarafından aydınlatılır. Sarmaşık yaprakları, ikili arasındaki anılarla, aklı ve kalbi sarmıştır. Tablo bize, bilinçaltımız eşliğinde tarihin tanıdık bir hikayesini sunar; Ressam, genç kadının büyüsü altındadır, çaresizce aşıktır... Kadın, kadın ise bir tanrıçadır...

0 görüntüleme0 yorum