Paris ‘te şımarık bir avangart ; Diaghilev ve Ballets Russes , 1

Güncelleme tarihi: 13 Kas 2021

Öyle bir insan düşünün ki , hayatı filmlere ve kitaplara konu , parfümlere isim olmuş . Kendisinin sözleriyle o bir şarlatan , eşsiz bir büyücü , arsız , vicdanı arka planda tutan makul bir adam , tamamen yeteneksiz biri ve sanat hamisi. Klasik bale dünyasını kökünden değiştirmiş , her yaptığı işle sanat dünyasını yerinden sallamış bir öncü… Bu hikayede kimler yok ki ; Igor Stravinsky , Sergei Prokofiev , Claude Debussy , Erik Satie , Pablo Picasso , Henri Matisse , Coco Chanel , Charlie Chaplin….Fakat hepsini bir araya getiren ‘bir’ dahi var …

İşte karşınızda Sergei Diaghilev ve onun gözbebeği Ballets Russes …



Sergei Diaghilev - Valentin Serov, 1904. ( Diaghilev belgeseli için resme tıklayabilirsiniz )


Diaghilev , aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor . Şiir , edebiyat , müzik konuşmak , ailenin gündelik aktivitelerinden biri . Dönemin büyük bestecilerinden Modest Mussorgsky de ailenin ziyaretçileri arasında . Hal böyle olunca , Diaghilev de erken yaşlarda sanatla tanışıyor . Sanatın neredeyse her alanına ilgi duymakla beraber , hiçbir zaman kendisini , besteci , veya icracı olarak yetenekli bulmuyor. Yıldız gibi parlayacağı dönemleri yakın olan bu maymun iştahlı genç, 1890 ‘ da kendisini St. Petersburg’ da hukuk okurken buluveriyor. Sanat , benliğine öyle işlemiş olacak ki , artık kader mi dersiniz şans mı dersiniz bilmem , o yılların gözde sanatçıları Leon Baskt ve Alexandre Benois ile tanışıyor . Bu tanışma ile yeniden evinde gibi hisseden Diaghilev’in , yıllardır parlamayı bekleyen ışığı sonunda sanat dünyasını aydınlatmaya başlıyor . Artistler ve sanat akımları hakkında yazılar yazmaya başlıyor ve adı kısa sürede entelektüel kesimde yayılıyor . Aynı zamanda Baskt ve Benois ile sıkı ilişkiler kuruyor . Sanat tarihinde, istisnasız her dönemde olageldiği üzere , dönemin muhafazakar akademisyenleri ve politik isimleri , bu avangart üçlünün önünü kesmek için türlü oyunlar çeviriyorlar. Fakat bu girişimlerinde başarılı olamıyorlar ve üçlümüz , niyetleri sadece sanatlarını özgür bir biçimde yaratmak isteyen yeni nesil sanatçılara ses oluyorlar . Kalemlerinden , sanat dünyasını yerinden sarsacak ve yeniden yaratacak bir dergi , Mir Iskusstva ( Sanat Dünyası ) hayat buluyor .



Sanat Dünyası üyeleri ,resmeden ; Boris Kustodiev (1916-1920). Soldan sağa : Igor Grabar, Nicholas Roerich, Eugene Lanceray, Kustodiev, Ivan Bilibin, Anna Ostroumova-Lebedeva, Alexandre Benois, Heorhiy Narbut, Kuzma Petrov-Vodkin, Nikolay Milioti, Konstantin Somov ve Mstislav Dobuzhinsky



Diaghilev ,Rus sanat camiasında tanınan bir yüz oluyor . Rus sanatına çok ilgili olan kahramanımız , 18. ve 19. yüzyıl sanatlarının sergilerini toplamak ve bütün dünyaya tanıtmak adına ülkeyi kapsamlı bir şekilde dolaşıyor . 1905'te Rus Tarihi Portreleri başlıklı büyük bir St. Petersburg sergisinden sorumlu oluyor . Sergiyi 1907’de Avrupa'nın sanat başkenti Paris’e götürüyor ve Parisliler ilk kez Rus sanatı ile tanışıyorlar .




Paris - 1907


Orta Çağın ardından Rönesans'la sanat akımlarında İtalya'nın ardından öne çıkan şehir Paris, gerek Fransız ihtilali gerekse önemli bir başkent olmasından birçok ülkenin gözdesi halinde. 1900'lü yıllara gelindiğindeyse sanayileşen ve gelişen Avrupa'da Fransa da haliyle gelişiyor. 1900 yılında gerçekleşen Paris Dünya Fuarı, tüm dünyadan katılımcıların, ülkelerindeki teknolojik gelişmeleri tanıttığı bir fuar olarak, son yıllarda arka arkaya gelen icatların büyük ilgi topladığı bir gösteri alanına dönüşüyor .





İşte bu görkemli zamanlarda , Artık Avrupa ‘nın da sahiplendiği , Diaghilev bir süreliğine ülkeye geri dönüyor ve Rus imparatorluk tiyatrolarının mücevheri olan Maryinsky Tiyatrosu'na "özel görevlerden" sorumlu olarak davet ediliyor . Bu çok özel görevlerinden biri de imparatorluk tiyatrolarının yıllığını düzenlemek. Siz de kabul edersiniz ki buraya kadar tanıdığımız hayalperest Diaghilev ‘e pek de uymayan görevler bunlar . Eh tabi tahmin ettiğimiz üzere şımarık çocuğumuz buradan da sıkılıyor , bürokrasiyle uğraşmaktaki sabırsızlığı ve küstahlığı nedeniyle 1911'de ayrılıyor . Ancak Marinsky’de , bale dünyasını kökünden değiştirecek ve ilerleyen yıllarda Paris’i adeta fantastik bir evrene çevirecek bir ekiple tanışıyor, Vaslav Nijinsky, Anna Pavlova, Michel Fokine … Böylece sanat dünyasının yeni kapıları ardına kadar açılıyor . Maceramıza , birbirinden renkli sanat – moda akımlarına ev sahipliği yapan Paris’ in görkemli gecelerinde devam etmek üzere, yazının ikinci kısmında buluşalım …





91 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör