Diaghilev ve Ballets Russes , 2

1900’ler Paris… 20. Yüzyıl, muhteşem bir gösteriş ile dünya sahnelerinde yerini alıyor . Paris adeta dünyanın merkezi konumunda . Dört bir taraftan ziyaretçi ağırlayan karnavallar , fuarlar , sergiler …Dönemin sanatçıları için eşsiz bir nimet. Resim , müzik , moda , mimari , ne ararsanız var . Sokaklarda ekose takımlı beyler , devasa şapkaları ve upuzun tül elbiseleri ile hanımlar .. İnsanoğlu , yalnızca birkaç yıl sonra başına gelecek felaketten habersiz altın çağını yaşamakta. İşte tam da bu zamanlarda , hikayemizin kahramanları Diaghilev ve Ballets Russes , Paris ‘i yerinden oynatmak ile meşguller .



( Ballets Russes belgeseli için resme tıklayın)


Bale tarihini yönlendirecek ve uzun yıllar adından söz ettirecek bu rüya takımımız , Paris’teki ilk sahnesini 1909’ yılında gerçekleştiriyor . İlk yılın repertuvarında; Le Pavillon d’Armide (Tcherepnin ), Prens Igor (Borodin ) Kleopatra ( Arensky ) Şehrazat ( Korsakov) gibi baleler var . Hikayemizin ana kahramanı Diaghilev opera / bale binasının kapısından tutun içerdeki çiçeklere kadar bütün dekorasyon ile kendi ilgileniyor . Fakat iş sahne detaylarına gelince, yerini takımın sanatçılarına usulca bırakıyor . 1909 ‘dan 1915 yılına kadar sahnelenen neredeyse tüm balelerin koreografisinde Michel Fokine ‘ i görüyoruz . Fokine, basmakalıp bale geleneklerinin dışına çıkmayı arzuluyor. Geleneksel bale ustalarının tekniklerinin bir limit olamayacağını düşünüyor . Ona göre bu teknikler, sadece sanatçının kendisini ifade etme yollarından biri . Aynı zamanda, pek çok balet ve balerinin, sahne kıyafetlerinin ve sahnedeki figürlerinin, oynadıkları oyunun temasına ve ruhuna uygun olmadığını düşünüyor. Bu sebeple, bale sanatının, modası geçmiş kıyafetlerden ve figürlerden kurtarılması gerektiğini vurguluyor. Bir koreograf olarak, balerinleri bale ayakkabılarından çıkartıp, el ve vücutlarını daha özgürce kullanabildikleri eserlerde dans ettiriyor .




Michel Fokine -1914




Bu yenilikçi gencimiz bir gün , Emperyal Bale Topluluğu yöneticilerine yepyeni reform sayılacak önerileriyle gidiyor . Bu önerilerden biri, 1907 yılında sahnelenen "Eunice" isimli balede sanatçıların çıplak ayak dans etmeleri. Bu teklifi reddedilince , ( çünkü Çaykovski sonrası olacak şey değil yahu , balerin dediğin pointe ve tütüsüz olur mu canım ) Fokine, dansçıları, onların taytlarının üzerini ayak parmağı şeklinde boyayarak ve sanatçılar yalın ayak dans ediyormuş izlenimi vererek sahneye çıkartıyor. Anlayacağınız bu dahi çocuğumuz tam da bizim Diaghilev ‘ e göre . Yani tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş …Ekip her üyesiyle beraber müthiş bir ahenk yaratıyor Ekibin diğer üyelerinden Fokine ‘ in gözde bale sanatçıları Anna Pavlova ve ilerleyen senelerde Charlie Chaplin ‘ in bile aklını alacak Vaslav Nijinsky ‘ den bahsetmeden geçmek olmaz .





Anna Pavlova


Anna Pavlova , 19. yüzyılın sonları ve 20.yüzyılın başlarına damgasını vurmuş bir Rus balerin. Pavlova klasik bale tarihinin en iyi balerinlerinden olarak gösteriliyor . Ballet Russe ‘ un baş balerini olan Pavlova en çok Kuğunun Ölümü rolüyle tanınıyor . Ayrıca ekibiyle birliktea dünya turnesine çıkan ilk balerin. Hastalanıp ameliyat olması gerektiğinde, doktoru ona ameliyat olursa bir daha asla dans edemeyeceğini söylüyor . Pavlova ise ‘ Eğer bir daha dans edemeyeceksem ölmeyi tercih ederim diyerek’ , sanatına ne kadar tutku ile bağlı olduğunu gösteriyor . Pavlova döneminde o kadar meşhur oluyor ki adını bir tatlıya veriyor.; Pavlova Tatlısı ... Tatlının 1920'lerde Avustralya ve Yeni Zelanda'ya yaptığı turlar sırasında ya da sonrasında Anna Pavlova'nın onuruna yaratıldığına inanılıyor. Yaratıcısının uyruğu, iki ülke arasında uzun yıllardır tartışma kaynağı oluyor . Ama kuşkusuz bu tatlıyı kim bulduysa Pavlova 'nın güzelliğinen bir hayli etkilenmiş olmalı …



Nijinsky ve Diaghilev




Gelelim Charlie Chaplin ‘ in ‘ dünyada birkaç dahi gördüm , ve Nijinsky de onlardan biri dediği , Vaslav Nijinsky ‘ e . Diaghilev ile tanıştığında yıl 1908. Bu tarihten sonra iki iyi arkadaş oldukları gibi, Nijinsky’nin kariyeri de genellikle Diaghilev tarafından idare ediliyor . Diaghilev tarafından bale ve dans şirketleriyle düzenlenen Paris turuna dahil oluyor . Popülerliğinin ilk adımını ise 1910’da atıyor . Gittiği Güney Amerika turundan sonra Avrupa’ya döndüğünde, Diaghilev şirketten atıyor güzelim baletimizi . Bunun üzerine kendi bale grubunu oluşturmak için teşebbüslerde bulunuyor .. Ancak olumlu bir sonuç alamıyor . 1914’te Birinci Dünya Savaşı’yla beraber içeri alınıyor , ve eski dostu Diaghilev tarafından ( o kadar laf ettik vefalı çıktı) 1916’da serbest bırakılması sağlanıyor. Aynı yıl serbest kaldığı gibi Ballets Russes’in Amerika turu için New York’a gidiyorlar . Nijinsky kişisel performansları övülse dahi, ekibi gelişigüzel yönettiği için ağır mali kayıplara yol açıyor İşte bu zamandan sonra işler hep kötüye gidiyor . Yıllar geçtikçe Nijinsky akıl sağlığını kaybetmeye başlıyor . Şizofreni teşhisi koyulduğu dilden dile dolaşsa da 1950’de Londra’da hayata gözlerini yumduğunda doktorlar bu gidişin sebebi için ‘’böbrek yetmezliği’’ diyorlar . İşte böylece bir yıldız daha kayıp gidiyor dünyadan ... Ardında bıraktığı , koreografisini yarattığı , 20. Yüzyılın sansasyonel eseri Stravinsky’ in Bahar Ayini ( La sacre du printemps) balesi ile ölümsüzleşiyor Nijinsky ...






Vaslav Nijinsky -1912


Diaghilev ve Ballets Russes yazıları serisinin son yazısı Bahar Ayini ( La sacre du printemps) ile haftaya görüşmek üzere …





Kitap ve film önerileri :

Ferit Edgü, Nijinsky Öyküleri , Sel Yayıncılık

Nijinsky' in Günlüğü , çev. Orçun Türkay , Yapı Kredi Yayınları

Nijinsky (film 1980)

Coco Chanel ve Igor Stravinsky Büyük Aşk ( film 2009)


60 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör